T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

KARUN DİYARINDAN MASALLAR YARIŞMASI SONUÇLARI

Karun Diyarından Masallar Adlı Masal Yazma Yarışmasında Dereceye Girenler ve Masal Metinleri Aşağıda Yayınlanmıştır.
Bütün katılımcılara teşekkür ederiz.
Ödül Töreni  tarihi ve yer bilgisi daha sonra duyurulacaktır. 

Ödüller:

1. Tablet PC
2. Bisiklet
3. MP 3 Çalar 

Karun Diyarından Masallar Yarışması Birincisi; Selen ŞAFAK

KANYON ÜLKESİ

          Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde birbirine dost olan insanların yaşadığı güzel bir ülke varmış. Bu ülke kanyonun içinde akan nehrin etrafında kuruluymuş. Bu nehir şifalıymış. O yüzden burada yaşayan insanlar asla hasta olmazmış. Ülke halkı bilinçsiz olduğundan şifalı akan nehirlerini zamanla kirletmişler.

          Bu ülkede yaşayan iki kardeş varmış. Bu iki kardeşin isimleri Çınar ve Zeynep’miş. Bir akşam Çınar ile Zeynep arkadaşlarıyla oynamak için dışarı çıkmışlar. Nehrin etrafında yürürken Çınar nehre çöp atmış ve bir anda nehrin içinden devasa  bir yaratık çıkmış. Yaratık, kardeşlerin üstüne çamurdan toplar fırlatmış. Onlara nehri bilinçsizce kirlettikleri için tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanacaklarını söylemiş. Kardeşler bunu duyunca korkudan bayılmışlar. Sabah olunca anne ve babaları uzun bir arayış sonrası kardeşleri bulup uyandırmış. Çok korktuklarını söylemişler. Çocuklar olanları ailesine anlatmış. Fakat yaratığın attığı çamur sihirli olduğundan hiç izi kalmamış. Bu yüzden de anne ve baba çocukların sadece bir rüya gördüğünü söylemiş. Aradan zaman geçmiş çocuklar hastalanmış. Ne içtikleri tarhana çorbası ne de nehrin suyu fayda etmemiş. Bu duruma şaşıran insanlar sürekli bunu konuşmaya başlamış. Hastalığın tedavisini bulmaya çalışmışlar fakat bulamamışlar. Bu durum padişahın kulağına kadar gitmiş. Padişah çocukları huzuruna çağırtmış. Çocuklar çamurdan yaratığı padişaha anlatmışlar. Padişahın veziri bu olayın rüya değil gerçek olabileceğini söylemiş. Padişah vezirine hak vermiş ve bir ferman yayınlatmış. Artık nehre çöp atan herkes cezalandırılacakmış.

          Aradan aylar geçmiş nehir tamamen temizlenmiş.  Artık kimse ne etrafa ne de nehre çöp atmıyormuş. Nehir temizlenince çocuklar bir anda iyileşmiş. Çocukların iyileştiği gün 1 Eylülmüş. Bu günü 1 Eylül Kurtuluş  Bayramı  olarak kutlanmaya başlamışlar. Nehrin üzerine kendilerini uyaran yaratığı temsilen bir köprü yaptırmışlar ve Clandıras ismini vermişler. Böylece bu olay hiç unutulmamış. Kanyon Ülkesinde sonsuza dek sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamışlar.

          Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.

Karun Diyarından Masallar Yarışması İkincisi; Fatma Ceylin TOSUN

BENEKLİ EJDERHA

Bir varmış,  bir yokmuş.  Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Bir zamanlar Tonton Fil, Kabarık Tavuk, Benekli Ejderha adında üç arkadaş varmış. Bir gün bu iç arkadaş masal ormanına piknik yapmaya gitmişler. Yolda kabarık tavuk yorulup bitkin düşmüş.

Tonton Fil:

– İstersen seni omuzumda taşıyabilirim, demiş.

             Arkasından Benekli Ejderha hemen atılmış:

-Ben daha güçlü omuzlarımla seni taşıyabilirim, demiş arkadaşına.

             Sonra Tonton Fil:

- Senin taşımana gerek yok, demiş.

            Ve Kabarık Tavuğu omuzuna alıp yola koyulmuşlar. Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler. Karınları acıkınca piknik sepetini unuttuklarını fark etmişler. Hepsi de çok acıkmış.

Benekli Ejderha:

 -Ben size yiyecek bulurum, demiş.

Tam giderken Kabarık Tavuk sevinçle:

- Asıl ben size yiyecek bulurum, demiş.

Ve onlara birer yumurta verip hep beraber afiyetle yemişler. Benekli Ejderha bir kenara çekilip kendi kendine mırıldanmış.

-Benim arkadaşlarıma hiçbir faydam olmadı diyerek ağlamaya başlamış.

Bunu duyan Tonton Fil arkadaşını teselli etmiş.

-Senin burada olman bizim için yeterli, demiş.

Bir anda yağmur yağmaya başlayınca hepsi hemen oracıkta ıslanmak zorunda kalmış. Hem de çok fazla üşümüşler. Benekli Ejderha sevinçle:

- Buldum! demiş.

Yere birkaç dal koyup ağzından alev püskürtmüş. Hepsi ısınmışlar bu sayede. Herkes yeteneğinin kişiye göre faklı olduğunu ve birlikte daha güçlü olduklarını anlamışlar.

Gökten üç yıldız inmiş; biri erdem, biri doğruluk, biri de iyilik. Erdem anlatana, doğruluk dinleyenlere, iyilik de herkese.

Karun Diyarından Masallar Yarışması Üçüncüsü; Öznur ERDOĞAN

KÜÇÜK FİL YAVRUSU

           Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, cinler top oynarken eski hamam içinde… Ben deyim şu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu; kuş uçmadı, Gümüş uçtu. Gümüş uçmadı, Memiş uçtu. Uçar mı, uçmaz mı demeye kalmadı;  anam düştü eşikten, babam düştü beşikten… Biri kaptı maşayı, biri aldı meşeyi; dolandım durdum dört köşeyi…

Günlerden bir gün küçük mü küçük,  gri ve parlak tüylü bir fil yavrusu varmış.  Bu fil yavrusu çok yardımsevermiş. Herkese yardım etmeyi severmiş. Onu bu özelliği ile tanıyan hayvanlar çok sevmişler. Bizim küçük fil yardımsever olduğu gibi çok meraklıymış. Bir gün fil yavrusu gezerken kocaman bir mağara görmüş. Mağaranın içinden bir ses gelmiş. Küçük fil de, içeride ne olduğunu merak etmiş. Yavaş yavaş mağaranın içine girmiş. Sonra içeride bir yılan ve köstebek yavruları varmış. Yılan, köstebek yavrularını yakalayıp yemeye karar vermiş. Köstebek anne, hemen küçük fil yavrusundan yardım istemiş:

- Ne olur yavrularımı kurtar! Bize yardım et fil kardeş, demiş.

Fil yavrusu:

- Merak etme o yılan, yavrularına zarar veremeyecek. Yavrularını kurtaracağım. Ben hemen yardım isteyip geliyorum, demiş.

Yavru fil hızlı hızlı koşup annesi ve babasından yardım istemiş. Hemen geri dönüp mağaraya geri gelmişler. Sonra yılan kardeşle konuşup anlaşmışlar. Yılan, onların dediklerini onaylayıp köstebek yavrularını serbest bırakmış. Sonra köstebek anneye dönüp:

- Benim hatamı affet. Özür dilerim. Yavrularını yemek istediğim için lütfen beni affet köstebek kardeş, demiş.   

Köstebek anne:

- Seni affediyorum. Ayrıca teşekkür ederim yavrularımı yemeyip bana geri verdiğin için,  demiş.

Sonra yavru file dönüp:

- Sana da teşekkür ederim fil kardeş. Yavrularımı kurtardın. Bana yardım ettin. Elbet bir gün ben de sana yardım edeceğim, demiş.

Yavru fil:

- Rica ederim. Asıl ben teşekkür ederim. Benden yardım istediğin için, demiş.

Birbirleriyle vedalaşarak oradan ayrılmışlar. Anne fil ve baba fil yavruları yardımsever olduğu için onunla bir kez daha gurur duymuşlar. Böylece bu yardımlaşma sayesinde bütün hayvanlar birbirlerine yardım etmeye başlamışlar. Ve mutlu bir şekilde hayat sürdürmüşler.

Gökten üç elma düşmüş;  biri bana, biri dinleyene, bir de yardım edip iyilik edenlere ….